SİYASET
Giriş Tarihi : 04-06-2021 18:05   Güncelleme : 04-06-2021 18:11

GELECEĞİMİZİ KARARTMAMAK VE YAŞANILANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN ÜRETİM, İNSAN ODAKLI OLMALIDIR

CHP ADAPAZARI İLÇE BAŞKANLIĞI AYŞE FÜSUN ÇETİN;5 Haziran 1972 yılında Stockholm‘de toplanan "Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı"nın yıldönümü olan tarihtir. Bu konferansta BM "temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğunu karar altına almış ve DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ilan edilmiştir.

 GELECEĞİMİZİ KARARTMAMAK VE YAŞANILANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN ÜRETİM, İNSAN ODAKLI OLMALIDIR

CHP ADAPAZARI İLÇE BAŞKANLIĞI AYŞE FÜSUN ÇETİN;

  Stockholm‘den bu yana, dünyada ve ülkemizde bir dizi değişim yaşanmış, ancak değişmeyen olgu çevre sorunlarının kendisi olmuştur. Tüm iyi niyetli çabalara rağmen, küreselleşmenin yansımaları doğal varlıklar ve insanlık üzerinde yeni bir kâbus yaratmıştır.
Dünyayı kendilerine sınırsız bir pazar haline getirmek isteyen emperyalist güçler; başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın değişik coğrafyalarında, insanı ve geleceğimizi yok etme çabalarına işgallerle, kitlesel katliamlarla devam etmektedirler.
Bu küresel paylaşım savaşlarının ortasında yer alan ve açlığın, yoksulluğun, işsizliğin ve toplumsal yozlaşmanın can yakıcı bir biçimde yaşandığı ülkemiz ise; IMF ve Dünya Bankası politikalarından, (GATS) Hizmet Ticareti-Genel Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalardan, Avrupa Birliği uyum sürecinden nasibini almaktadır.
18. yüzyılda başlayan sanayi devrimi, insanoğlunun doğayla olan ilişkilerinde köklü bir değişimi de beraberinde getirmiştir. Sanayileşme-kentleşme süreçlerinin yarattığı yoğunlaşmış çevre kirliliği sorunlarıyla tanımlanabilecek bu ilişki, 20. yüzyıla gelindiğinde ne yazık ki artık küresel ölçekte bir çevresel krize dönüşmüştür.
Çevre olgusu, çevre sorunları ve bu sorunların çözümü yönündeki politikalar, son dönemde politik-ekonomik tartışmaların odağına yerleşmiştir. Çevre sorunlarının doğal yaşamı ve insanlığı tehdit eder noktaya gelmesi, sorunun yaşamsal önemini de ortaya koymuştur. Böylece erozyondan su kirliliğine, küresel ısınmadan radyoaktif atıklara kadar uzanan bir dizi çevresel sorun, konuya bütünsel ve çevre bilimsel bir yaklaşımla çözüm getirme gereğini tartışılmaz kılmıştır.
Nüfus artışının yarattığı en çarpıcı ve dramatik sonuç yoksulluk, açlık ve barınma sorunudur.
Dünya yüzeyinde bir başka felaket ya da tehlikeli gidiş de, ekilebilir toprakların aşırı kullanımı, ölçüsüz kullanılan kimyasal gübreler ve zararlılarla mücadele ilaçlarının etkileridir. Bu arada, nüfus baskısı sonucu tarıma elverişli olmayan toprakların kullanılması daha fazla alanı çoraklaştırıp verimsizleştirmektedir.
Bugün dünya nüfusunun yaklaşık %80‘ini oluşturan azgelişmiş ülkeler dünya gelirinin yalnızca %15‘ini alırken bu durumun "sürdürülebilir kalkınma" gibi kavramlarla açıklanmasının hiçbir inandırıcılığı yoktur. Çünkü, tüketim mallarının %85‘i zenginler tarafından üretilmekte ve enerjinin de %75‘i zenginler tarafından kullanılmaktadır.

Türkiye‘de Dünya Bankası ve IMF politikaları ile şekillenen ekonomik yönelimler, devletin yeniden "inşa" süreci ve özelleştirme , emekçi sınıfları ve kent yoksullarını açlık sınırına getirmiş bulunuyor. Bu ortamda, sözde demokrasi vaatleri, AB söylenceleri, tüketim toplumu şiarını propaganda haline getiren sermaye çevreleri ve siyasi iktidar; kent ortamlarını, doğal ve kültürel çevreyi, ormanları, tarım alanlarını ve kıyıları yağmalayarak toplumsal bir akıl yitimine neden olmaktadır.
Ülkemizde genel politika süreçleriyle büyük bir uyum içinde, çevre alanı da yıllar boyunca istismar edilmiş, bir talan ve yağma olanağı olarak yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunulmuştur. Çevre sorunlarına ilişkin politika yoksunluğu ve yasal karmaşa, denetim ve yaptırım eksikliği gibi sorunlar; doğal olay olan depremlerin katliama, yağışların sel felaketlerine, yanlış yerleşim politikalarının rant kavgalarına, çöp dağlarının bombalara dönüşmesine neden olmaktadır.
Çevre alanında, doğal varlıklarımızın korunması ve gelecek kuşaklara taşınması, bir insanlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde, çözüm yolunda da son sözü insanlığın söyleyeceği açıktır. Ç
evre hakkı için mücadele etmek, yaşam hakkı için mücadele etmektir. 5 haziran dünya çevre günü kutlu olsun.  AŞKIN OKTAY/ADAMNSET