SİYASET
Giriş Tarihi : 16-06-2020 14:46   Güncelleme : 16-06-2020 14:46

CANLI- Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuşuyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin haftalık grup toplantısında konuşuyor.

CANLI- Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuşuyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin haftalık grup toplantısında konuşuyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık olağan Meclis Grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor.

Kılıçdaroğlu kürsüye çıkmadan önce Adalet Yürüyüşü'nden görüntüler sinevizyonda gösterildi. Gösterim sırasında "Hak, hukuk, adalet" sloganı atıldı.  

 

Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç'un Adalet Yürüyüşü hakkındaki kısa konuşmasının ardından oturumu açmasından sonra kürsüye çıktı.

Kılıçdaroğlu'nun kürsüye çıkmasının ardınan "Hak, hukuk, adalet" sloganı tekrarlandı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

- 3 yıl önce yürüdük. Neden yürüdük. Bu cennet gibi vatana kardeş olalım, kavga etymeyelim diye yürüdük. Bu cennet vatanda bir çocuk biler yatağa aç girmesin diye yürüdük. (Kılıçdaroğlu bu sözleri söylerken gözlerinin yaşardığı ve boğazının düğümlendiği görüldü)

- İnsanlık tarihi bir adalet mücadelsi tarihidir. İnsanlık hep adaleti aramıştır. GElen bütün peygamberler adaleti tesis etmek için gelmiştir. Güzel halakı ve liyakati tesis etmek için gelmiştir. Eğer insansak, bizim gibi düşünmeyenin de hakkı vardır diye düşünüyorsak, Adalet dünyanın ortak paydası olmak zorundadır.

- Evet yürüdüm. Kimseyi de davet etmedim. Ben ve eşim yalnız yürüyecektik. Ama adalet talebi o kadar yüksek ki, milyonlar yürüdü. 

Hala aynı nokta mıyız, hayır. Ve biz bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bizim böyle tarihsel bir sorumluluğumuz var. Geleceği yürüdük, yürüyemeyenler bize destek oldu.

 

Altan Bey ile Adalet Yürüyüşü’nde konuşurken, ona sordum. Neden bu güzel ülkede birlikte yaşayamıyoruz? Neden birilerine baskı yapacaksınız?

- Her dönemin bir Firavunu olmuştur. Adalet talebi hiç bitmeyecektir.

BİNGÖL DEPREMİ

- Sözlerime aslında Bingöl depremi ile başlayacaktım. Bir kişi hayatını kaybetti, ailesini aradım başsağlığı dileklerinde bulundum. Allah'tan rahmet diliyorum. Diliyoruz benzer olaylar bir daha yaşanmaz. Büyük Marmara depreminden bu yana 18 yıldır iktidarda olanalr doğru düzgün bir şey yapmadılar. Hala İstanbul en büyük risk olark duruyor önümüzde. Sormayaak mıyız; 18 yılda ne yaptınız Hala çökmek zere olan binelar var. Siz devleti nasıl yönetiyorsunuz?

İnsan hayatı değerli. AK Parti'ye en çok oy çıkan yerler, deprem riskinin en yükske olduğu yerler. Ellerini oynatmış, önlem almış değiller. Bir rant kavgasıdır gidiyor. Doğarken eşit doğduk, ölürken de eşit öleceğiz. Bir kefen dışında bir şey götüremeyeceğiz. Bu rant hırsı nedir?

Rahmetli Ecevit'in toplanma alanlarını bile imara açtılar. Gözünüz doysun! Nedir bu hırs, anlamakta zorluk çekiyorum.

Sağlık çalışanlar Kovid-19 salgınında canla başla çalıştılar. Buradan Aile Hekimlerine de sesleniyorum. Onlar da bu mücadelede en ön safta canla başla mücadele ettiler. Sorunları var biiyorum. Ama sorun varsa çöüzmü de vardır. Sorunları da biliyoruz, çözüm yolalrını da niliyoruz. Türkiye zengin bir ülke. Yeter ki parayı yerinde kullanın.

BELEDİYELERİMİZ TARİH YAZDI

Geçen toplantıda CHP'li belediyeler için de bir şey söylemedim. Onların görevi. Ama huzurlarınız da onlara da yürekten teşekkür ediyorum. Hepsi de tarih yazdılar. En küçüğünden en büyüğüne, hepsi birer tarih yazdılar. Onlar da günün 24 saati özveriyle çalıştılar. Görev yapmasınlar diye yasak getirdiler, paralarına el koydular. Şunu söyledim; 'Ne yaprlarsa yapsınlar asla sitem etmeyeceksiniz. Onlar engel çıkaracak, siz engeli atlamasını bileceksiniz. 

Vatandaş yardım etti, engel oldular. Bankadaki paralarına el koydular. Ne oldu? Askıda fatura geldi. Aklın yolu adalet üzerine çalışıyorsa, insan hakları üzerine çalışıyorsa çözümsüzlük diye bir şey yoktur. Dolayısıyla bizim belediye başkanlarımız çok iyi çalıştılar. Görevlerini yaptılar. 

12 Haziran tarihi itibariyle belediyelerimizden aldığımız bilgileri paylaşmak isterim sizlerle:

- 5 milyon 702 bin 723 aileye ayni yardım yapıldı. Asla bunun reklamı yapılmadı, kişinin yoksulluğu teşhir edilmedi. Bizi üzen, esnafın bile yardım paketine muhtaç hale gelmesiydi. 

- 285 bin 390 aileye nakdi yardım yapıldı. 

-224 bin 27 hanenin suyu açıldı. 

-Belediyelere ait 21 bin 147 işyerinin kiraları ertelendi.

- 146 bin 669 kişiye evde bakım hizmeti verilmeye devam ediliyor. 

- 43 milyon 384 bin 714 litre dezenfektan dağıtımı yapıldı. Nerede isteniyorsa, orada temizlik yapıldı. 

- 9 binn 114 sağlık çalışanına evlerine ggidemedikleri için yer tahsis edildi. Bedellerini belediyelerimiz ödedi. 

- 2 milyon 222 bin 988 bina ve iyerinde dezenfekte işlemi yapıldı.

Dolayısıyla belediye başkanlarımız elinden gelen her türlü çabayı gösterdiler, göstermeye de devam ediyorlar. Bazen bir araya gelip ortak bir polika oluşturuyorlar ve harekete geçiyorlar.

Adaletten söz ettik, adaletin peşinde koşan gruplardan biri de gazetecileri. Bir yerde haksızlık varsa, onu haber yaparlar. Gazetecilerin geleneksel bir sözü vardı. Köpeğin insanı ısırması haber değildir ancak insanın köpeği ısırması haberdir.Gazetecilerin önünde engel olmaması için yasalar yapılmıştır. Bizim anayasamızda da var. Basın hürdür, sansür edilemez.

"ORALARDA BESLEME GAZETECİLER VAR"

Devlet, basın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak tedbirleri alır. Devlet, taban taban zıt uygulamalar yürütülüyor. Geçen hafta iki gazeteci arkadaşımız, Saray’ın isteği üzerine 4 gün tutuldu.Libya’ya asker gönderilmesi, ÖSO’nun bir kanadının Libya’ya gönderilmesi herkesin bildiği bir şey. Ama Türkiye’de vatandaş bilmesin, biz bilmeyelim. Niye, Saray rahatsız olurmuş. Olsunlar efendim.Öyle bir ortam hazırladılar ki, medyanın yüzde 90’ını havuz medya haline getirdi. Oralarda besleme gazeteciler var. Ortak bir yerden başlık atılıyor, hepsi aynısını veriyor. E doğal olarak vatandaşlar bunları almadı. Onlar da izlenen kanalları sabote etmek istiyorlar.

"MURAT AĞIREL YOLSUZLUKLARI ORTAYA DÖKMEDE UZMANLAŞMIŞ BİR GAZETECİ"

Bizim yanlışımız varsa, yazsınlar tabii ki. Ancak birilerinin talebi ile yazıyorsan, sen gazeteci değilsin kardeşim. O gazete, gazete değil. Bütün bunlar olmayınca baktılar, sosyal medyayı nasıl ele geçiririz diye.7 bin troll ile kamuoyu oluşturulmaya çalışılmış. Şu zavallılığa bakar mısınız, bütün medya elinizde ancak ağırlığınız yok. Dolayısıyla Müyesser Yıldız hapiste, Barış Terkoğlu hapiste, Barış Pehlivan hapiste,Murat Ağırel hapiste. Murat Ağırel, yolsuzlukları ortaya dökmesi ile bilinen bir gazeteci. Bu konuda uzmanlaştı artık. Hülya Kılınç hapiste, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş.

"HAYVAN BİLE BUNU YAPMAZ"

Selahattin beyin eşine yönelik saldırıda bulunanı önce gözaltına aldılar sonra serbest bıraktılar. Eğer bir sorun varsa oturur konuşursun, sende de akıl var, onda da ancak birileri akıllarını kiraya veriyor. Bu sayede de insan olmaktan çıkıyor. Bu kişiler, insan ve hayvan sınıfına girmez. Hayvan bile bunu yapmaz.

Bütün bu gelişmeler, kadına yönelik şiddeti artırdı. Korona sürecinde de yaşanan şiddetin arttığını görüyoruz. 5 bin 114 kadın için koruma kararı verilmiş. Neden bu şiddet, yaratılan, herkesi etkileyen yoksulluk, sefalet bu şiddetin nedeni olabilir mi? Çöpten ekmek kırıntısı arayan kadının sefaletini bunlar düşünüyor mu acaba. Özellikle Ak Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum.Senin de burada bir sorumluluğun yok mu? Sen de bu sefalete dur demeyecek misin kardeşim. Peygamber efendimiz kadınları koruyun derken, siz nasıl bıçakla saldırırsınız kadınlarımıza.

"TENCERENİZ KAYNAMIYORSA SEBEBİ SARAY SOSYETESİDİR"

Bütün kadınlarımıza sesleniyorum, evinizde huzur yoksa sebebi Saray sosyetesidir. Tenceriniz kaynamıyorsa, çocuğunuz yatağa aç giriyorsa, sebebi Saray sosyetesidir. Baba işsiz, çocuk işsiz, anne işsiz, aynı evde birbirlerinin yüzüne bile bakamıyorlar.18 yıldır bu memleketi kim yönetiyor. Haber yaptı alın içeri, baskı rejimi. 20 Temmuz sivil darbesinin sebebi. Değerli arkadaşlar, devlet yönetiminde liyakat denilen bir kavram var. Burada işini ehline vermek önemlidir.

Bir devlet, adalet ve liyakat ile yönetilir. İkisi birbiri ile bağlantılıdır. Dolayısıyla devleti adalet ile yöneteceksiniz. Liyakat sıradan bir kavram değildir. Liyakat için bir eğitim gerekiyor. Ameliyathaneye girmek için tıp fakültesini bitirmek gerekiyor.Hemen mezun oldun, ameliyata gir, hayır bu da olmaz. Uzman olacak, daha sonra ameliyata girecek. Akademide ekonomi eğitimi almış birini matematik profesörü yapamazsınız.Bilginiz ve birikiminiz olacak ve bu işi yapar diyeceksiniz. Berber çırağını düşünün. Hemen gelip de şunu traş et demezsiniz. Ustasına bakar bir süre.Bir süre çırak, ustasını izler. İğneyi nasıl kesiyor diye. Liyakatın olmadığı yerde devlet mi olur. Liyakatı yok ederseniz, devleti çökertirsiniz. Geldim, devleti istediğim gibi yönetirim, hayır böyle olmaz. İstediğin gibi yönetirsen orası devlet olmaz.Çikolata kutusunda rüşvet alan adamı büyükelçi olarak tayin ederseniz, oradaki halk şunu düşünür, bunu gönderenler de aynı zihniyettendir. Ayakkabı kutusunda rüşvet almış biri, arabasında Türk bayrağı taşıyor ve o rüşvetçi.Çete niye oluşur, yasa dışı bir iş yapmak için bir araya geliyorlar. Dolayısıyla devleti, zenginleşme aracı liyakat sisteminde olmaz. Liyakat, bütün bunlara engel olan sistemdir.

"AYAKKABI KUTUSUNDA RÜŞVET ALMIŞ BİRİ ARABASINDA TÜRK BAYRAĞI TAŞIYOR"

Berber çırağını düşünün. Hemen gelip de şunu traş et demezsiniz. Ustasına bakar bir süre. Bir süre çırak, ustasını izler. İğneyi nasıl kesiyor diye. Liyakatın olmadığı yerde devlet mi olur. Liyakatı yok ederseniz, devleti çökertirsiniz.Geldim, devleti istediğim gibi yönetirim, hayır böyle olmaz. İstediğin gibi yönetirsen orası devlet olmaz. Çikolata kutusunda rüşvet alan adamı büyükelçi olarak tayin ederseniz, oradaki halk şunu düşünür, bunu gönderenler de aynı zihniyettendir. Ayakkabı kutusunda rüşvet almış biri, arabasında Türk bayrağı taşıyor ve o rüşvetçi. Çete niye oluşur, yasa dışı bir iş yapmak için bir araya geliyorlar. Dolayısıyla devleti, zenginleşme aracı liyakat sisteminde olmaz. Liyakat, bütün bunlara engel olan sistemdir. Yılmaz Özbalcı ustanın yanında bir ustanın yanında iş öğreniyoruz. Bize rapor yazmayı öğretiyorlar o zaman, Karaköy’de bir şirkete gittik ve o şirkette beyan edilmemiş bir meblağ bulduk ve üstada götürdük, raporu beğendi ama bu mükellef kaç lira beyan etti baktınız mı, hayır dedik.Daha sonra baktık ve yüksek bir gelir beyan etmiş. Yani bu adam, bu kadar kazanıyorsa, küçük bir meblağ kaçırmaz. Liyakat budur, altın yumurtlayan kazı kesmemek lazım.

AKP'Lİ AYVALI'NIN FETÖ İTİRAFINA TEŞEKKÜR

AK Partili bir kardeşimiz çıktı ve televizyonda, 'biz Kemalistleri devirmek için FETÖ ile işbirliği yaptık' dedi. Dolayısıyla kendisine bir teşekkür borcumuz var. Biz bunu söylüyorduk ama vatandaş, bunlar muhalif tersini söyler diyordu. Şimdi içerinden ve medyadan sorumlu birisi bunu açıkladı.Bunun gibi olanların bilmesi gereken bir şey var. KPSS’yi kazandıktan sonra aday memur oluyorsunuz, eğer iyiyseniz diyor ki asaletini onaylıyoruz. Hemen şef olabilir mi? Hayır bir süre çalışacak. Sonra şube müdürü olarak, daire başkanı, genel müdür. Hemen yakalıyor birini yakasından, sen şef olacaksın diyor. Eğer FETÖ ile işbirliği yaptığınızı kabul ediyorsanız, Harp Okulu öğrencilerinin ne suçu var. Hiçbir savcı harekete geçti mi? Hayır, neden… Saray’ın korkusundan.

"BU ADAMIN BANKA İLE NE İLGİSİ VAR"

Devleti, devlet olarak değil, intikam alacak organ olarak görüyorlar. Devleti nasıl soyarım diye düşünüyorlar. Geçenlerde bankalara atamalar yapıldı. Eski güreşçi arkadaşımız da bir bankanın yönetim kuruluna atandı. Hepimizin gurur duyduğu bir kişi, bir sporcu ama banka yönetiminde ne işi var.Hatırlarsınız değil mi burada bir adamdan söz etmiştik, bir kişi hastaneye görevli olarak atanıyor ve ilk yaptığı iş, hastaneyi soymak oluyor. Siz alıyorsunuz birini, bankaya atıyorsunuz ama bankanın b’sini bilmiyor. Ama kardeşim, bu adamın banka ile ne ilgisi var. Bu kardeşimden bir istirhamım var, elde ettiğin başarıları gölgelemek istemiyorsan, o koltuğa oturmayacaksınız kardeşim. Ancak devlet dediğimiz kurumun bu kadar yıpranması ahlaki değil. Binlerce öğretmen atanmıyor, niye para gider diye… Ama bu beylere 2-3 yerden maaş alıyor. Bankalara öyle adam atadılar ki, adamlar ATM’den para çekmeyi bilmez. Devleti, arpalık olarak kullanmayacaksınız arkadaş. Rabbimiz diyor ki, her şey ile karşıma gel ama kul hakkı ile gelme. Siz kul hakkı yiyorsunuz kardeşim. Kılıçdaroğlu konuşuyor diyorlar, ben konuşmazsam kim konuşacak kardeşim. Yetimin hakkını kim savunacak. Üniversite mezunu, bu konularda o kadar çok insan var ki.

"BEN BÖYLE BİR MÜSLÜMANLIĞI KABUL ETMİYORUM"

Yahu sizde din iman var mı? Paraya doymuyorlar kardeşim. Kefende para koyacak yer yok kardeşim. En lüks arabalara biniyorlar, Amerika’da evleri var. Sonra Müslümanız diyorlar. Bırakın kardeşim bu işleri, siz Müslüman değilsiniz. Ben böyle bir Müslümanlığı kabul etmiyorum. Dünyada böyle bir rezalet yok. Yandaşa her türlü parayı veriyorlar. Her taraftan para yağıyor.TÜİK var, devamlı adam değiştiriyorlar. Türkiye’de yıllık geliri 7 bin liranın altında olan 11 milyon kişi var. Aylık geliri, 583 lira lira olan 11 milyon kişi var.Saray’da oturanlar bu rakamı gördüklerinde yüzleri kızarıyor mu acaba. 18 yıldır devleti yönetiyorlar. 11 milyon kişinin aylık geliri 583 lira olacak. Bunlarda vicdan var mı Allah aşkına. Bunlar, fakir ve fukarayı düşünüyor mu acaba.

Emin olun, İmam bıraksa bunlar kefenlerine cep de yaparlar. Aylık geliri 760 liranın altında olan 16 milyon insan var. Biz hesaplasak, bu CHP zihniyeti yalan söylüyor diyecekler. Bir maskeyi bile insanlara parasız veremediler. Onu bile para ile satıyorlar. Yahu bunlarda vicdan var mı? Yahu vatandaş ölecek ya…Bizim bütün belediyemize bedava dağıtıyor, onu da engelliyorlar. Maskeyi dağıtırken, bizim partili diye sormuyorlar. Ancak bunlar, maske bile dağıtamıyor. Milyonlarca lirayı kullanıyorlar, istedikleri gibi. Hiç kimseye de hesap vermiyorlar. Çünkü kibirleri hesap vermeye engel. Vatandaşı sinek gibi görüyorlar. Ben parayı alırım, istediğim gibi harcarım diyorlar.

"MİLLETİN ALIN TERİ LONDRA'DAKİ TEFECİLERE KİRALANDI"

Türkiye, bu noktada. Kendisini dindar olarak gören kardeşlerim de bunu dinlesin. Vatandaştan alınan her kuruşun hesabını vatandaşa vermiyorsan, sen hırsızsın demektir. Siyasette vatandaşa hesap vermek, en onurlu durumdur.Bu siyaset kurumunu onurlu kılan en temel ögedir, hesap vermek. Ben hesap vermem diyorsa, orada kibir ve hırsızlık var. Tefecilere çalışan bir vatandaş var. 5 ayda tefecilere 68 milyar ödenmiştir. Diyorlar ki, İslami esaslara göre ekonomiyi yönetmemiz gerekiyor. Londra'daki tefeciye bu milletin parasını aktarmak İslami esas mıdır? Londra’ya bu milletin alın teri kiralandı. Benim alın terimi, Londra’daki tefeciye niye kiraya veriyorsun. Ben niye devlete vergi veriyorum, okul yapsın yol yapsın diye.